‘Ne güzel, erken yaşta sorumluluk alıyorlar, elleri ekmek tutuyor’ diyorsanız; günde 50 kuruşa yetişkinler için bile ağır sayılacak işlerde, 10 saat mesai yaptıklarını bilin.

'Hem spor yapıyor, hem de her yeri gezip görüyorlar’ diyorsanız; yetersiz beslenme ve ağır şartlar nedeniyle kalıcı sağlık sorunları yaşadıklarını ve gittikleri yerlerde dışlandıklarını bilin!

'Durumu iyi olmayan bir kaç aile bu işi yapıyordur' diyorsanız; tam olarak 1 milyon çocuk işçiden bahsettiğimizi ve bu çocukların Türkiye’nin geleceğini şekillendireceğini bilin.

'Bu konuda kanun çıkartsınlar' diyorsanız; çocukların çalışmasının uluslararası sözleşmelerin yanı sıra İş Kanunu, İlköğretim ve Eğitim Kanunu gibi birçok başlık altında, halihazırda anayasal suç olduğunu bilin.

'Teftiş edilsin' diyorsanız, ülkemizdeki 4 milyon ticari kuruluşu denetleyecek iş müfettişi sayısının 1500 olduğunu bilin.

'Ne yapalım, büyüyünce düzelirler' diyorsanız, bu çocukların çalıştıkları için okula gidemediklerini ve onları gelecekte, kalıcı yoksulluktan başka bir şeyin beklemediğini bilin.

Çünkü gerçekleri bilirseniz, görmezden de gelemezsiniz…

hayatadestek.jpg

Kayıt dışı açıklarından faydalanılarak kanun dışı çalıştırılan bir milyon çocuk için, siz de kayıtsız kalmayın, imza verin.

Çünkü bu iş, çocuk oyuncağı değil!

3804 kişi şimdiden imzaladı. Onlara katıl.


Bir milyon çocuk işçinin, orada ne işi olduğunu daha yüksek sesle sorabilmemiz için, imza ver!

Sen de imzala!
Manifesto

MANİFESTO

Çocuk olmak;
anne-babamızla aynı işi yapmak zorunda olmak değil!

Çocuk olmak;
ev diyeceğimiz bir yer olmadan, mahsul toplamak için oradan oraya göç etmek değil!

Çocuk olmak;
en ağır şartlarda, günde 10 saatten fazla çalışmak zorunda olmak değil!

Çocuk olmak;
kayıtlı olduğumuz okula, senede sadece birkaç gün gidebilmek değil!

Çocuk olmak;
sırf böyle bir dünyaya doğduk diye, önceden belirlenmiş bir kaderi yaşamak değil!

Çocuk olmak;
oyun oynamamızın lüks olduğunu kabullenip susmak değil!

Çocuk olmak;
kanunlarla korunmuş haklarımızdan mahrum büyümek değil!

ÇOCUK OLMAK;
BÖYLE BİR ŞEY DEĞİL!



3804 kişi şimdiden imzaladı. Onlara katıl.

{{ /streams:form }}

Türkiye'de mevsimlik tarımda çocuk işçiliğine dair sıkça sorulan sorular

1. Türkiye'de çocuk işçiliği ne kadar ciddi bir sorun?
TüİK'in (Türkiye İstatistik Kurumu) 2012 verilerine göre Türkiye'de istihdam edilen çocuk sayısı 893.000'e ulaştı. 2006-2012 yılları arasında çocuk işçiliğinde azalma eğilimi tümüyle durdu, 2006 yılından bu yana toplam çocuk işçiler içerisinde tarım sektöründe çalışan çocukların sayısı, 73.000 kişilik bir artış göstererek tarım işçisi olarak çalışan çocukların toplam çocuk işçi sayısına oranı %44,7'ye ulaştı. Türkiye'de tarım sektöründe çalışan çocukların toplam sayısının 350.000-400.000 arasında olduğu dile getiriliyor.1

çocuk işçiliği, çocukların yaşam haklarının ihlaline yol açan, görmezden gelinemeyecek bir toplumsal sorundur. çocuk işçiliği, çocuk hakkı ihlalleri dışında çocukları eğitimden ve yaşamdan kopartarak yoksulluğu süreklileştirir ve haksızlığı daimileştirir.

2. Türkiye'de çocuklar kaç yaşından itibaren çalışmaya başlıyor?
Mevsimlik tarım işçilerinin çocukları, doğumlarından itibaren aileleriyle göçer olmalarından ötürü mevsimlik tarım göçünün beraberinde getirdiği şartlardan etkileniyorlar.

2012'den bu yana sahada ve saha dışında faaliyetler yürüten Hayata Destek ekibinin gözlemlerine göre, mevsimlik tarımda çocuklar, ortalama 11 yaşından itibaren tarlalarda/bahçelerde çalışmaya başlıyorlar. Bazı durumlarda yaş 9'a kadar iniyor.

3. çocukların çeşitli işlerde çalışması neden kötüdür?
Türkiye İş Kanunu'na göre 15 yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılması yasak. 14 yaşını doldurmuş ve ilköğretimi tamamlamış çocukların hafif işler dışında çalışmaları, 16 yaşını doldurmamış çocukların ağır ve tehlikeli işlerde çalışmaları, 18 yaşını doldurmamış çocukların çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinde çalışmaları kanunlar ve uluslararası sözleşmelerle yasaklanmış.

Çocuk işçiliğinin çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri, kısa ve uzun vadede, oldukça büyük ve aşağıdaki sonuçlara yol açıyor:

* çocuklar, eğitimden çoğu zaman telafi edilemeyecek süreler boyunca kopuyor, pek çok durumda okul hayatına tümüyle veda ediyor.2

* çalışmaya zorlanan çocuklar, insanlık dışı yaşam ve çalışma koşulları nedeniyle, hem göç yolunda hem de göç ettikleri kentlerdeki geçici konaklama yerlerinde kazalara ve hastalıklara maruz kalıyor.

* çocuklar, sabahtan akşama kadar tarlalarda ürünlerin ekiminden dikim ve hasadına kadar her aşamada, yasal bir güvence olmaksızın çalışıyor, tarım ilaçları başta olmak üzere birçok değişkenden olumsuz etkileniyorlar.

* Mevsimlik tarım işçilerinin çocukları, bulundukları koşullarda beslenme yetersizliği ile karşı karşıya kalıyorlar.

* Duygusal, bilişsel ve fiziksel sağlıkları ve gelişimleri tehlikede olduğu için, yaşam boyu sürecek kronik sağlık sorunlarıyla yüz yüze kalıyorlar. Eğitim kesintisi kurbanları olarak tamamlayamadıkları okul hayatları dolayısıyla toplumsal dışlanmaya karşı daha savunmasızlaşarak ötekileştirmeye maruz kalıyor, potansiyel suçlu muamelesi görüyorlar.

* Tarlada/bahçede çalıştırılsın çalıştırılmasın, mevsimlik tarım işçisi kız çocuklarının yüzde 68.4'ü su taşıma, yüzde 63.7'si kardeşlerine bakma, yüzde 66.6'sı eşyaları gözetleme, yüzde 45.6'sı bulaşık yıkama, yüzde 30'u yemek hazırlama, yüzde 49.1'i temizlik yapma gibi işleri yerine getiriyor.

Kardeşlerinin sorumluluğu verilen kız çocuklarından “küçük anne” rolü üstlenmeleri bekleniyor. çocukların omuzlarına kaldıramayacakları yüklerin yüklenmesi, onların küçük yaşta yetişkinlerin dünyasına adım atmalarına neden oluyor.3

* Tüm bu olumsuzluklar, okul hayatından kopmanın kalıcı etkisiyle birlikte, uzun vadede çocukları, ailelerinin kaderini paylaşmaktan başka bir seçeneğin olmadığı bir yoksulluk döngüsüne hapsediyor.

4. çocukların çalıştığı tek ülke Türkiye mi? Başka hiçbir yerde örneği yok mu?
Kesin rakamlara ulaşmak mümkün olmasa da, dünyada, pek çoğu tam zamanlı çalışan, eğitim hayatından tümüyle kopartılmış, çocuk olma hakları tanınmayan 168 milyon çocuk işçi4 bulunduğu düşünülüyor. Bu sayının 85 milyonunu, sağlığa zararlı ortamlarda çalışma, kölelik, ya da diğer çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerini yerine getiren çocuklar oluşturuyor. çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinin yoğun olarak rastlandığı ülkeler arasında Mali, Bhutan, Burundi, Uganda, Nijer, Burkina, Etiyopya, Nepal, Ruanda, Kenya ve Pakistan gibi az gelişmiş ülkeler var.

Çocukların tarımda, madencilikte, inşaat sektöründe, toplayıcılık işlerinde, sokakta dilenci olarak, silahlı çatışmalarda “çocuk asker” olarak, angaryaya koşularak ya da borçlandırılarak, cinsel açıdan istismar edilecekleri ya da yasadışı etkinliklerin bir parçası yapılacakları işlerde, kısacası çocukların fiziksel, duygusal ve ruhsal sağlıklarına zarar veren, ahlaki açıdan kabul edilemez ve yasadışı etkinliklerde çalıştırılmaları, uluslararası anlaşmalarda (ILO 138 ve 182 numaralı anlaşmalar) tanımlanan çocuk İşçiliğinin En Kötü Biçimlerini teşkil ediyor. Uluslararası anlaşmaları imzalayan ülkeler, çocuk işçiliğinin kendi topraklarında süregelen en kötü biçimlerini kendileri belirliyor.

5. Mevsimlik gezici tarım işçiliği nedir?
Her yıl özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri'nden binlerce aile çukurova'ya, Karadeniz, Ege, İç ve Batı Anadolu Bölgelerine, mevsimlik ve gezici tarım işçisi olarak göç ediyor ve özellikle pamuk, şeker pancarı, fındık, narenciye, kayısı, bakliyat, üzüm ve sebze üretiminde çalışıyor.

Mevsimlik gezici işçilerin bir kısmı, zorunlu göçe mecbur kalmış, zorunlu göç sürecinden önce temel geçim kaynakları tarım ve hayvancılık olup artık bu şekilde geçimlerini sürdüremeyen kişiler.

Ancak mevsimlik tarım işçiliği, sadece zorunlu göç sonrasında ortaya çıkan bir durum değil. Bu “iş kolu”, tarihsel açıdan, yüz yıllardır sürmekte olan, “ırgatlık” kurumu şeklinde temellenmiş. Mevsimlik tarım işine çıkan insanların köylerinde toprakları ya hiç yok, ya da sulama yapamadıkları için topraklarını işleyemiyorlar. Mevsimlik tarım işine çıkmanın başka bir sebebi de, köydeki ağalık ve ortakçılık sisteminin, işçilerin hakkını sömürmüş olması.

Mevsimlik tarım işçilerinin göç süreci çeşitlilik gösteriyor. Tüm yıl gezici işçilik yapanlar, Kasım ayında pamuk tarımından sonra turunçgil tarımı için evlerinden ayrılıyorlar, ve Eylül ayında Urfa'ya pamuk tarımı için dönerek göçü sonlandırıyorlar. Bazı işçiler Nisan-Mayıs aylarında yola çıkıp, önce Konya civarında şeker pancarı çapası işinde çalışıp, sonra Malatya'da kayısı, Ordu ve Samsun'da fındık toplayıp, yine eylülde pamuk hasadı ile göçlerini bitiriyorlar. Bazı kalabalık aileler ise fındık işinden sonra tekrar şeker pancarı ve soğan sökümü işine gidiyorlar. Ailenin maddi durumu biraz daha iyiyse, ya da bir minibüsleri varsa, daha çok göç etmeleri mümkün oluyor. Türkiye'de 12 ay boyunca tarım yapıldığından, bazı aileler eve hiç dönmeden yıllarca göçerek yaşıyorlar. Mevsimlik tarım işçileri, pek çok ilde, farklı ürünlerin ekimi, çapası, toplanması ve işlenmesinde çalışarak tarım işçisi olarak çalıştıkları aylar içinde kendilerine bütün bir yıl yetecek miktarda para kazanmak durumundalar.

Mevsimlik tarım işçileri hakkındaki istatistiki veriler, mevsimlik tarımda çalışan çocuklar hakkındaki istatistiki veriler gibi, dağınık ve yetersiz.

6. çocuklar mevsimlik tarımda nasıl çalıştırılıyor? çalışan çocukların aileleri yok mu?
çocuklar, yaşadıkları kentlerden mevsimlik tarım yapılan kentlere, her yıl, çoğunlukla aileleriyle birlikte göç ediyor ve bu kentlerdeki bağ/bahçe/tarlalarda, aileleriyle birlikte çalışarak aile geçimine maksimum katkı sağlamaya çalışıyorlar. çocukların neredeyse tamamı anne, baba, büyükanne/büyükbaba ve kardeşleriyle birlikte yılın ortalama 9 ayı göç ediyor.

Mevsimlik tarım göçüne katılan çocukların sayısı her sene değişse de düzenli bir izleme sistemi bulunmadığı için bu değişikliğin boyutları gözlemlenemiyor.

7. Mevsimlik tarım işçisi çocukların aileleri duruma nasıl bakıyor?
Ebeveynler göç yoluna çıkarken, çocukları evde yalnız bırakmaları imkansız oluyor. çocuklar da, öncelikli olarak, parçası oldukları ailenin geçimini sağlamak, kışın eve döndüklerinde yaşayacakları parayı çıkarmak ve her yıl devam ettirdikleri borçlarını ödemek için çalışıyorlar. Göç ve çadır hayatı başladığında, ailedeki herkes tarlada çalışırken, onlar da işin bir parçası oluyor. Geçimin sağlanması, ancak ailedeki herkesin çalışmasıyla olabiliyor. Ebeveynlerin çoğu, kendileri de çocukluklarından itibaren mevsimlik tarım işçisi olarak çalışmış olan insanlar. çoğunda meslek hastalığı diyebileceğimiz bel fıtığı var. Belli bir yaştan sonra çalışamadıkları için de, geçim yükü çocukların ve gençlerin üzerine kalıyor. Aileler, işverenler, aracılar, çocuklar, nesillerdir aynı şekilde mevsimlik tarımda çalışıyor, yoksulluk döngüsünden çıkamayan ailelerinin bütçesine katkı yapmak için çalışmaya mecbur kalıyor.

Ailelerin halihazırda sahip oldukları çocuk sayısından yola çıkarak, asıl sorunun bu olduğunun söylenmesi, sorunun çarpıtılması anlamına geliyor. 8-9 aylık hamile kadınların çoğu, hamilelikleri boyunca hiç doktora gitme fırsatı edinemiyor. Doktora gittiklerinde ise, ana dili Kürtçe ve Arapça olan kadınlar, kendilerine gerekli desteği verecek hastane çalışanları bulamıyorlar. çocuklarını çadırlarda ve göç yolunda doğuran kadınların sayısı da çok fazla. Ayrıca, yoksulluk, çok çocuklu aileleri etkilediği gibi, çocuk sayısı az olan aileleri de etkiliyor. Hiçbir ekonomik, toplumsal ya da demografik gerekçe, çocukların en temel haklarından mahrum bırakılarak çalışmaya mecbur kalmasını haklı gösteremez.

8. Çocuklar mevsimlik tarımda hangi ürünlerde, hangi kentlerde çalışıyorlar?
Mevsimlik tarım işçilerinin yaşadıkları kentlerden başlayan göç yolları, birbirinden farklılık gösteriyor. Mevsimlik gezici tarım işçileri, kimyon ve turunçgillerden fındığa, şeker pancarından pamuğa, çok çeşitli ürünlerin ekimi ve toplanmasında çalışmak üzere Türkiye'nin ondan fazla ili ve bir çok ilçesi arasında göç ediyorlar.

Bazı işçiler Kasım ayında pamuk tarımından sonra turunçgil tarımı için evlerinden ayrılıp Eylül ayında Urfa'ya pamuk tarımı için dönerek göç yollarını sonlandırıyor; bazı işçilerse Nisan-Mayıs aylarında Malatya'da kayısı ile başlayıp, Ordu ve çarşamba'da fındık ile devam edip Eylül'de pamuk ile göçlerini bitiriyorlar.

Hayata Destek ekibinin, mevsimlik göçer işçi ailelerle yaptığı görüşmelerde edindigi bilgilere göre, mevsimlik göçer işçilerin “göç rotaları” Urfa ve Hatay'da pamuğun bitmesiyle birlikte Antalya, Mersin, Adana ve Hatay'da turunçgil işçiliğiyle devam ediyor.

Turunçgil toplamak için, Hatay-Kırıkhan'da pamuk toplayan işçiler Hatay'ın diğer ilçelerine, Urfa'da pamuk işçiliğinde çalışanlarsa Adana ve Antalya'ya gidiyor.

Ocak ayında Urfa'dan turunçgil tarımına gitmeyen göçer işçiler Hatay'da havuç sökümüne gidiyorlar. Şubat ayında Adana'da alçak örtü sebzeciliği için hazırlıklar başlıyor. Orada karpuz, kavun ve sebze ekimi, dikimi, çapası ve örtü delikleme işleri yapıyorlar.

Daha sonra Konya, Kayseri, Yozgat, Nevşehir, Aksaray, Eskişehir çevresinde şeker pancarı çapası, nohut yolma (nohut hasadı), kimyon hasadı, ayçiçeği hasadı, soğan hasadı gibi işler yapıyorlar. Mayıs ve Haziran ayı boyunca süren şekerpancarı hasadı bittikten sonra aileler Malatya'da kayısı hasadında çalışmak üzere göç ediyor.

Malatya'da kayısı hasadının bitimiyle birlikte fındık tarımında çalışmak üzere Karadeniz bölgesine göç ediyorlar. Samsun'da önce sebze ve barbunya, Ordu'da, çarşamba'da, ve Düzce'de fındık topladıktan sonra Kayseri ve Nevşehir'de, kabak tarımı için çalışmaya gidiyorlar. Bazı gezici işçiler ise kayısı ve fındık toplama işi yerine, Afyon'da kiraz toplamaya gidiyor.

9. Mevsimlik tarımda çalışan çocuklar ne kadar mesai yaparlar?
Mevsimlik tarım işçisi çocuklar, günde ortalama 10 saat çalışıyor. çocukların çalıştıkları ürünler ve yöreler arasında, çalışma saatleri bakımından farklar var. çocukların, en uzun mesai yaptığı yerŞanlıurfa, pamuk toplama işi. Burada sabah 6 gibi çalışmaya başlayıp, akşam 7 gibi çadırlarına geri dönüyorlar. Mevsimlik tarım işçiliğinde çalışan çocukların çoğu yılın yaklaşık 9 ayı, bir kısmı sadece yazın, bir kısmı ise eve hiç dönmeden yıllarca çalışabiliyor.

Çocukların çalıştıkları ürünler ya da yöreler değişebilse de çocukların ortalama mesai süresi, günde 10 saat ve haftada altı gündür. Bu süre, kentlerdeki yetişkinler için geçerli çalışma süresi olan 8 saat ve haftada beş günden fazladır. Uzun saatler boyunca, sert koşullarda, her türlü hava şartında çalışan ve sosyal dışlanmayı derin boyutlarda deneyimleyen mevsimlik iş gücüne katılmış çocukların haklarını koruyan yasal bir mevzuat yoktur.

10. çocukların ailelerinin yanında çalıştırılması onların erken yaşta iş öğrenmeleri açısından olumlu değil midir?
Mevsimlik tarımda çocuk işçiliği, çocukların boş zamanlarında, okul tatillerinde ya da okuldan arta kalan zamanlarında, ailelerinin gözetiminde ya da ailelerinin bilgisi dahilinde “iş öğrenmeleri” demek değildir. çocuk işçiliğinin etkileri, hasat dönemiyle birlikte sonlanmıyor.

Çocuk işçiliği, kabul edilemez bir toplumsal sorun ve temel hakların ihlalidir. çalışma mevzuatında, ailelerinin yanında çalışan çocuklar için düzenlemeler mevcut. Buna göre çocuklar, ailelerinin gözetimi dahilinde hafif işler yapabilir. Ancak, mevsimlik gezici ve geçici tarım bunlardan biri değil. çocuklar çadırlarda yaşayarak, zor işleri ara vermeden tehlikeli arazilerde yapıyor ve okul döneminin ortalama üçte birinde yoklamada yok yazılıyor.

11. Mevsimlik tarımda çalıştırılan çocuklar “tarım işçisi” sayılıyor mu? Sigortaları, sosyal güvenceleri var mı?
Çocuklar bir tarafa, yetişkin mevsimlik tarım işçileri-yani çocukların yetişkin aile bireyleri- sözleşmeleri olmadığından ötürü “tarım işçisi” sayılmıyorlar. Ayrıca, çalışanların çalışma koşulları ile ücret, ödeme, ulaşım ve barınma şartlarıyla ilgili, işyerlerinin sorumluluğundaki düzenlemeleri öngören yasal metinlerin kapsamlarının darlığı ve idari / cezai yaptırım eksikliği dolayısıyla mevsimlik tarım işçileri halen kayıtsız durumda; işçilerin koşulları tamamen aracı ve işverenlerin inisiyatifindedir.

12. Yasalar bu konuda ne diyor?
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın, “çalışma şartları ve dinlenme hakkı”nı düzenleyen 50. maddesinde, “kimse yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz; küçükler ve kadınlar ile bedenî ve ruhî yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar, ücretli haftasonu ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakları ve şartları kanunla düzenlenir” ifadeleri yer alıyor.

4857 sayılı İş Kanunu'nun 71 ve 85. maddelerine göre 15 yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılması yasak.5 Türkiye özelinde 14 yaşını doldurmuş ve ilköğretimi tamamlamış çocukların hafif işler dışında çalışmaları, 16 yaşını doldurmamış çocukların bazı ağır ve tehlikeli işlerde çalışmaları, 18 yaşını doldurmamış çocukların diğer bazı ağır ve tehlikeli işlerde çalışmaları ile 18 yaşını doldurmamış çocukların çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinde çalışmaları, çocuk işçiliği kapsamındadır.

222 sayılı Temel Eğitim ve öğretim Yasası, ilköğretim çağında olup okula devam etmeyenlerin ücretli veya ücretsiz çalıştırılamayacağını, okula devam edenlerin ise sadece ders zamanları dışında çalıştırılabileceğini belirtiyor.

18 yaş altı ve gezici olarak çalışan çocuklar, Türkiye tarafından ILO'nun 182 sayılı Kötü Şartlardaki çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına ilişkin Acil önlemler Sözleşmesi'ne göre en kötü biçimdeki çocuk işçiliği olarak tanımlanmış ve bu şekildeki işçiliğin 2015 yılına kadar sonlandırılması taahhüt edilmiş, ancak bu konuda hiç bir somut adım atılmamıştır.6

13. Ailesiyle birlikte göç eden her çocuk çalışmak zorunda mı?
Hayır. Ne var ki çocuk işçiliği ya da çocukların çalışmaya zorlanmaları, çocukların sadece tarlada/bağda/bahçede para karşılığı uzun saatler çalışmalarıyla sınırlı değil. çocuklar, tarlalarda çalışsalar da çalışmasalar da, aileleriyle birlikte konakladıkları “çadır kentlerde”, pek çok farklı işin sorumluluğunu üstleniyorlar. özellikle kız çocukları, odun ve su taşımak, aileleri için yemek, temizlik yapmak ve birer “küçük anne” gibi bütün gün boyunca küçük kardeşlerine bakmaktan sorumlu oluyor, böylece, taşıyamayacakları sorumluluklar yükleniyorlar. üstelik, geçici konaklama bölgelerinde gerekli güvenlik önlemleri bulunmadığından çocukların geride kalması da onları tehlikelere açık bırakıyor.

14. Mevsimlik tarım işçisi çocuklar sadece yazın çalışıp, hasat bitince okullarına geri dönmüyorlar mı?
Çocuk işçiliği okula devamsızlığın ve çocukların eğitimden kopuşunun temel nedenleri arasındadır. çocuk işçiliğiyle eğitime devamsızlık arasında doğrudan ilişki olduğu araştırmalarla7 bulgulandırılmıştır. çalışan çocuklar eğitimden kopuyor, eğitimlerine devam eden çocuklarsa bu şekilde çalışamıyor.

Mevsimlik tarımda çalışan çocuklar, eğitimlerine yıl boyunca 3-7 ay arası bir süre boyunca devam edemiyor, çoğu zaman telafi edilemeyecek bu devamsızlığın sonunda, eğitim hayatlarına veda ediyorlar. Bu eğitim kesintisi, çocukların eğitimle erişebilecekleri toplumsal hareketlilik fırsatlarını kısıtlamakta ve onları, aileleriyle birlikte bir “yoksulluk döngüsüne” hapsediyor.

15. çocukların çalıştıkları kentlere okullar açılsa, çocuklar hem okuyup hem de çalışamaz mı?
Mevsimlik gezici ve geçici tarım pratiği, çok fazla yer değiştirmeyi, ve göç etmeyi gerektirdiği için şartlı nakil sistemi işlevsiz kalmaktadır. Bu nedenle, formel eğitimin çocuk işçiliği pratiğini destekleyecek şekilde yapılandırılması yerine, okuldan kopartılan çocukların eğitim hayatlarından kaybettikleri zamanı telafi etmelerini sağlayan “köprü okullar” gibi uygulamalar, dünya çapında tercih ediliyor.

Çocukların çalışmaya mecbur kaldığı yörelerde, çocukların hem tarım işçisi olarak çalışıp hem formal eğitime devam etmeleri, eğitim ve çocuk haklarının gözetilmesi konularında çifte standart uygulanması demektir.

Gece okulları ya da çocukların çalışma saatleri dışında devam edecekleri formel okulların açılması gibi bir düzenleme, çocuk işçiliğinin sonlandırılmasına katkı sağlamayacağı gibi, “birinci sınıf” ve “ikinci sınıf” eğitim haklarının var olduğu izlenimi yaratarak, çocuk işçiliğinin kabul edilebilir bir pratik olduğu mesajını verecektir.

16. Aile bütçelerine katkı sağlamak için çalışan çocuklar çalışmazlarsa aileleri daha da yoksul olmayacak mı?
Yoksulluk ve çocuk işçiliği arasında karşılıklı bir ilişki olduğu doğrudur. Ne var ki, çocuk işçiliği, yoksulluğa karşı bir mücadele stratejisi değil. çocuk işçiliğinin devamı, yoksulluğu daimi kılarak çocukları, ailelerinin kaderini paylaşmaya zorluyor; çocukları ve ailelerini bir “yoksulluk döngüsü”ne hapsediyor.

17. Çocukların mevsimlik tarımda çalışmasına son verilmesi Türkiye ekonomisi / ihracatını kötü anlamda etkilemez mi?
Hayır.

Türkiye'de çocuk işçiliği sorununun sonlandırılması, en temel anlamda, yüzbinlerce çocuğun eğitimine devam edebilmesini ve dolayısıyla uzun vadede Türkiye ekonomisine eğitimli bireylerin yetişmesini sağlayacaktır.

ILO-IPEC'in 2004'te yaptığı “çocuk İşçiliğini Sonlandırmanın Bedeli ve Getirisi Hakkında Ekonomik bir çalışma”8 başlıklı araştırmaya göre, çocuk işçiliğini sonlandırmanın bedeli, çocuk işçiliğinin ülkeye getireceği bedelden yedi kat daha azdır. Ayrıca, Türkiye'nin esas üreticisi olduğu tarım ürünlerinin çocuk emeğiyle üretilmesi, Türkiye'nin ihracatı üzerinde ciddi bir olumsuz etki yapar.

18. çocuk işçiliği sorunu, Türkiye ekonomisi iyileştikçe kendiliğinden yok olabilir mi?
Tarım işçisi sayısı, Türkiye'de her yıl artmaktadır. Makro-ekonomik ve teknolojik gelişmeler göz önüne alındığında, çocuk işçiliği sorunun kendiliğinden azalıp ortadan kalkmayacağı sonucuna varılabilir. Bu nedenle, çocukların haklarının korunması için gerekli girişimlerin, sorunlar daha fazla büyümeden, acil olarak yapılması gerekiyor.

19. Mevsimlik tarım işçileri yoksulluktan dolayı bu sektörde çalışıyorsa alternatif ne olabilir?
Mevsimlik gezici tarım işçileri, “kayıtlı iş gücüne katılabilecek hüneri olmayan ancak yaşamını devam ettirmek için başka alternatifi bulunmayan kişiler” olarak tanımlanmaktadır. Mevsimlik tarım işçileri için alternatif gelir kaynakları yaratılması, mevsimlik işçi olarak çalışan insanların yeni beceriler edinmelerinin teşvik ve finanse edilmesi ile mevsimlik gezici işçilerin yaşadıkları kentlerde istihdam olanakları yaratılması, yoksulluktan dolayı mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan kişilerin kayıtlı iş gücüne katılmalarını teşvik edecek, onları bu dezavantajlı iş alanına iten şartların düzelmesini sağlayacak ve mevsimlik tarım göçünün çocukları da etkilemesinin önüne geçecektir. Aynı zamanda, kadınların da kayıtlı işgücüne katılımının teşvik edilmesi ile ailenin geliri artırılabilir.

20. Mevsimlik gezici ve geçici tarımda çocuk işçiliğini önlemek için ne yapılmalı?
Çocuk işçiliği, çok boyutlu bir sorun ve dolayısıyla çok boyutlu bir çözüme ihtiyaç var. Mevsimlik tarımda çocuk işçiliğini önlemek için önerdiğimiz çözümler:

- Mevsimlik tarım işçilerinin yaşadıkları kentlerde istihdam olanaklarının artırılması, işçilerin becerilerini arttırıcı programlar uygulanması ve işletmelerin kredi olanaklarıyla desteklenmesi
-Devletin ilgili organları tarafından izleme ve önleme mekanizmalarının kurulması
-İllerin ve ilçelerin gezici tarım işçileri izleme kurullarında en az iki işçi sendikası temsilcisinin bulunması
-Mevsimlik tarım işçilerinin SGK primlerinin işverenler tarafından ödenmesinin sağlanması
-Mevsimlik tarım işçilerine ödenen günlük net ücret, asgari ücretten az olmaması
-çocuk işçiliğine dair iş kanununun netleştirilmesi, yaptırımların uygulanması
-Yerelde özellikle kadınlara istihdam yaratılarak çocuğun mevsimlik göçerliğini ortadan kaldırılması
-İş gücünün kayıt altına alınması ve düzenlenmesi
-Ürün tedarikçileri için İyi Sosyal Uygulamalar standartları konulması ve uygulanması
-Yaz aylarında mevsimlik tarım bölgelerinde çocuklar için güvenli bakım merkezleri oluşturulması

21. Çocuklar aileleriyle birlikte gidiyor, çocuklar bahçelere kabul edilmediğinde aileler de çalışmıyorsa, çocukları kabul etmekten başka ne yapılabilir?
Çocuk işçiliğini önleyecek yasal yaptırımların uygulanması ve çocukların göç kapsamı dışında bırakılmasını teşvik edecek müdahalelerle, çocukların çalışması engellenebilir. Bu müdahaleler, ailelerin haklarını da koruyacak, onların yaşamlarını bir işte çalışarak kazanma imkânlarını ellerinden almayacak şekilde düzenlenebilir.

Bu müdahaleler, aileleriyle birlikte göç eden çocukların bakımları için, tarım aracıları üzerinden kamudan maddi destek sağlanmasını; yine tarım aracıları vasıtasıyla çocukların yaz aylarında, yaşadıkları bölgelerdeki yatılı ilköğretim bölge okullarına ücretsiz olarak gönderilmeleri seçeneğini de içerebilir.

22. Çocuk işçiliğini çözmek devletin görevidir, vatandaşlar bu konuda ne yapabilir?
Yasaların uygulanmadığı, sorunun göz ardı edildiği şartlarda vatandaşlar, devleti yasaları uygulamaya teşvik edebilecek güçtür. Konuyla ilgili bireylerin, vatandaş ve tüketici olarak, çocuk işçiliğinin çözümsüzlüğe sürüklendiği sistemi değiştirecek farkındalığı yaratacak gücü vardır.

Türkiye'de çocuk işçiliği sorununun ve Türkiye çıkışlı tarım ürünlerindeki çocuk emeğinin Avrupa'da gündeme gelişi herhangi bir devlet girişimiyle değil, Türkiye'de fındık tarımında çocuk emeğini konu alan bir belgeselin tetiklediği, Avrupa'nın büyük gıda üreticilerine uzanan bir tüketici tepkisi ve bir farkındalık kampanyasıyla gerçekleşmiştir.

Vatandaş ve tüketici kimliğiyle, devlet ve diğer ilgili tarafların harekete geçirilmesi için;

* Karar alıcılara, T.C. yasama organına (TBMM) ve kararları uygulayan organlara doğrudan ya da dolaylı yoldan baskı yapabilir, yasaların uygulanması, yasaların uygulanması için gereken mekanizmaların kurulması, gerekli sosyal ve ekonomik müdahalelerin yapılması talep edilebilir.

* çocuk emeğiyle üretilen ürünlerin adil, çocuk emeği olmaksızın, “tarımda iyi sosyal pratikler” kullanılarak üretildiğini belgeleyecek “sertifika programları” desteklenerek ticaret dünyasına çocuk emeğiyle üretilen ürünlerin tercih edilmeyeceği mesajı verilebilir.

23. Devlet, çocuk işçiliğini çözmek istiyor mu?
Türkiye Cumhuriyeti, 1999 yılında, mevsimlik tarım sektörünün Türkiye'de çocuk işçiliğinin en kötü üç biçiminden biri olduğunu kabul etmiş ve bu en kötü üç biçimi 2015 itibariyle sonlandırmayı taahhüt etmiştir. Bu, uluslararası bir taahhüttür ve devletin, çocuk işçiliğini bir sorun olarak gördüğünün kanıtıdır.

İlk olarak 2010 yılında, Şanlıurfa ve Ordu illerinde, İl özel İdareleri tarafından uygulanmaya başlanan METİP (Mevsimlik Gezici Tarım İşçilerinin çalışma ve Yaşam Koşullarının İyileştirilmesi Projesi), kapsamında yürütülen çalışmalar, illere göre uygulamalarda farklılıklar gösteriyor. Aynı zamanda, METİP projesi kapsamında edinilen veriler de sınırlı oldu. METİP dahilinde, çocuklara eğitim, sağlık ve danışmanlık hizmetleri beklenen düzeyde sunulamadı.9

Çocuk işçiliğinin sonlandırılması ve mevsimlik tarım işçilerinin şartlarının iyileştirilmesi için daha bütüncül ve çözüm sürecine tüm ilgili kurumları dahil eden uygulamalara ihtiyaç vardır.

24. Çocuk işçiliğini görünür kılmak Türkiye'nin imajını zedelemiyor mu?
Türkiye'de çocuk işçiliğinin var olması, halihazırda imajını zedelemekte. çocuk işçiliği, Türkiye'nin isminin Afrika ve Asya'nın gelişmemiş, GSMH'si Türkiye'yle karşılaştırılmayacak oranda düşük, çalkantılı rejimlere sahip ülkeleriyle aynı kategoride anılmasına yol açmanın yanı sıra, Türkiye'nin, lider üreticilerden olduğu prestijli ihraç ürünlerinin (fındık, narenciye vb.) potansiyelini ve yurtdışındaki imajlarını da lekelemekte.

Çocuk işçiliği gibi ciddi bir sorun karşısında, bu sorunu saklamak ya da bu sorun yokmuş gibi davranmak yerine, Türkiye'nin imajı, dünyadaki yeri ve gelecek kuşaklarının sağlığı için çocuk işçiliği sorununu ivedilikle çözmeye çalışmak gerekir.

25. Devlet, aileye çocuk başına para ödeyerek çocuk işçiliğini çözemez mi?
Bu öneri, hem kaynak israfı yaratacağı için, hem de çocuk işçiliğinin aynı zamanda toplumsal, sosyal ve teknik ayakları da olan bir problem olması itibariyle, bir çözüm yolu önermeyecektir ve daha önemlisi de sürdürülebilir olmayacaktır.

Ayrıca devlet tarafından çocuk başına aileye yapılacak ödeneklerin miktarı, çocuk işçiliğinin temel sebeplerinden biri olan yoksullukla mücadeleye, ya da uzun vadeli kalkınma planlarına aktarılabilir.10

26. Çocuk işçiliğini engellemek için uluslararası sözleşmeler var mı? Varsa Türkiye bu sözleşmelere taraf mı?
18 yaş altı çocukların gezici tarım işçiliği, Türkiye tarafından ILO'nun 182 sayılı Kötü Şartlardaki çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına ilişkin Acil önlemler Sözleşmesi'ne göre en kötü biçimdeki çocuk işçiliği olarak tanımlanmış, ve bu şekildeki işçiliğin T.C. tarafından, 2015 yılına kadar sonlandırılması taahhüt edilmiştir.11

27. Türk İş Kanunu'nda çocuk işçiliğiyle ilgili hükümler var mı? Varsa çocuk işçi çalıştıranlara ne tür yaptırımlar öngörülüyor?
4857 No'lu İş Kanunu, çocuk işçiliğini tanımlarken, iş kapsamına ilişkin tanımlamalara yer vermemiştir12. 4857 No'lu İş Kanunu'ndaki çocuk işçiliğinin ele alınış kapsamı yalnızca 18 yaş altı değişik yaş gruplarının çalışma koşulları (net bir şekilde tanımlanmamış), saatleri ve eğitimini engelleme durumu ile ilgilidir (4857 Nolu İş Kanunu Madde 71)13. 4857 Nolu İş Kanunu'nda 15 yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılmasının yasak olduğu belirtilmiştir (4857 Nolu İş Kanunu Madde 71: çocuğun gördüğü iş onun okula gitmesine, mesleki eğitiminin devamına engel olamaz, onun derslerini düzenli bir şekilde izlemesine zarar veremez. ...) İş Kanunu'nda 18 yaş altı işçi çalıştırma konusundaki şartlar “Yer ve Su altında çalıştırma Yasağı”, “Gece çalıştırma Yasağı”, “Ağır ve Tehlikeli İşler”, “Ağır ve Tehlikeli İşlerde Rapor”, “On Sekiz Yaşından Küçük İşçiler için Rapor” başlıklarında incelenmekte olup, engelleyici mekanizmalar tam olarak tanımlanmamıştır (4857 Nolu İş Kanunu Madde 72, 4857 Nolu İş Kanunu Madde 73, 4857 Nolu İş Kanunu Madde 85, 4857 Nolu İş Kanunu Madde 86, 4857 Nolu İş Kanunu Madde 87)14. İş Kanunu, çocuğun eğitime erişim hakkının önemi vurgulanmıştır15.

28. çocuk işçiliğini sosyal bir sorun olarak mı yoksa etnik bir sorun olarak mı tanımlamamız gerekiyor?
Çocuk işçiliği, etnik kimlikler etrafında değil, yoksulluk, şartlar, gelenekler ve yasal uygulamaların yetersizliği etrafında kökleşmiş sosyal bir sorun. Mevsimlik işçi olarak yaşadıkları kentten çalışmak üzere göç edenler arasında Kürtler ve Araplar olduğu gibi, Romanlar ve son dönemde, Suriyeliler de mevcut.

29. çocuk işçiliğinde taciz, istismar gibi vakalar oluyor mu?
Yetişkin mevsimlik tarım işçileri bile, göç yolunda ya da göç ettikleri kentlerdeki geçici konaklama yerlerinde taciz ve istismara maruz kalabiliyorlar. Bu açıdan, cinsiyet, yaş, anadili ve engellilik durumu, çocukların mevsimlik tarım işçiliği sürecindeki kırılganlıklarını etkileyen faktörler arasındadır. çocukların cinsiyetinin, mevsimlik tarım işçiliği sürecinde karşılaşabileceği şiddet, istismar ya da dışlanma ihtimalini etkilediği de düşünülebilir.
Yapılan araştırmalara göre, çocukların bedensel, zihinsel ya da ruhsal sağlıklarına zarar veren, gelişimlerini engelleyen tutum ve davranışlar, çocukları 5 şekilde örseleyebilmektedir16.

1. Fiziksel: Bir erişkinin itaati sağlama, cezalandırma ya da öfke boşaltma amacı ile elle ve/veya aletle çocuğun vücudunun herhangi bir yerine iz bırakacak şekilde şiddet uygulayarak çocuğa bir zarar vermesidir. Sadece dayak değil, çocuğu yaralayan, vücudunda iz bırakan, kaza dışındaki her türlü eylem “Fiziksel İstismardır”.

2. Cinsel: çocuğun kendisinden en az 4 yaş büyük bir kişi tarafından cinsel haz amacı ile zorla ya da ikna edilerek cinsel etkileşime maruz bırakılmasıdır. çocuğun rızası olsun olmasın bu eylemlerin yapılması, “Cinsel İstismardır”.

3. Duygusal: çocuğun içgörüsünü ya da duygusal bütünlüğünü bozan her türlü eylem ya da eylemsizliktir. Reddetme, yalnız bırakma, aşırı koruma, aşırı hoşgörü, baskı, sevgiden ve uyarandan yoksun bırakma, sürekli eleştiri, aşağılama, tehdit, korkutma, yıldırma, suça yöneltme, suçlama, yok sayma, çocuğun yaşına ve özelliklerine uygun olmayan beklentiler içinde olma, çocuğu aile içi uyuşmazlıklarda taraf tutmaya zorlama, aile içi şiddete tanık etme vb. davranışlar “Duygusal İstismardır”.

4. Ekonomik: çocuğun gelişimini engelleyici, haklarını ihlal edici işlerde ya da düşük ücretli iş gücü olarak çalışması veya çalıştırılması “Ekonomik İstismardır”.

5. Çocuk İhmali: çocuğun beslenme, barınma, giyim, hijyen, oyun, eğitim, güvenlik ve sağlık hizmetini sağlama görevinin reddedilmesi ya da yerine getirilmemesidir. Fiziksel ya da duygusal sağlığa bilinçli ve isteyerek zarar verildiği takdirde aktif (buluntu bebeklerde olduğu gibi); bilgisizlik, olanaksızlık, umursamazlık gibi nedenlerle oluşursa pasif çocuk ihmalinden söz edilir.

Bunların dışında özellikle mevsimlik gezici işçilerin konakladıkları duraklarda çocukların korunaksız bir şekilde çadırda kalması ya da bahçeye çalışmaya gitmeleri durumunda ihmal ve istismar vakalarının ihtimali artıyor. Ancak, mevsimlik tarım işçiliği kapsamındaki çocuk işçiliğinde taciz, istismar vakalarını belgeleyebilmek için herhangi bir çalışmanın yapılmamış olması ve konuyla ilgili elimizde herhangi bir verinin olmaması istatistiksel bilgi paylaşımını imkânsız hale getiriyor.

30. Çocuk işçiliğini çözmek için sivil toplum kuruluşlarına nasıl bir görev düşüyor?
çocuk işçiliğiyle mücadelede her zaman aktif bir rol oynamış olan sivil toplum kuruluşları, çocuk işçiliğinin sona erdirilmesi ve engellenmesi amacıyla sürdürülebilir modeller üretme; çocuk işçiliğinin denetlenmesi ve raporlanması ve savunu alanlarında etkili olabilir; yasa yapıcı ve karar alıcı mercilerin dikkatine sunulacak olan raporlar hazırlayarak yasama ve yasaların uygulanması sürecine etki edebilir. Ayrica ülke çapında ya da yerelde farkındalık arttırıcı faaliyetler yürüterek kamuoyunu, çocuk işçiliğinin ciddiyeti konusunda uyarabilir.

Çocuk işçiliği, her ne kadar sivil toplum örgütlerinin tek başına çözeceği ölçekte bir sorun değilse de, sorunun çözümü için STK'lar, gerek ulusal gerekse uluslararası ölçekte politika geliştirme temelinde önemli roller oynayabilir17. Sivil toplum örgütleri, çocuk işçiliğinin çözümü konusunda savunuculuk çalışması, kampanya, farkındalık yaratma, kamuda ilgili kurumlar nezdinde lobi yapma gibi faaliyetler hayata geçirebilir.

31. Çocuk işçiliğini çözmek için nasıl bir medyaya ihtiyaç var?
Çocuklarla ilgili konular, dünyanın her yerinde çok kolay ajitasyonlara malzeme kılınabilecek konulardır. çocuk işçiliğini çözmek ya da çocuk işçiliği konusunda farkındalık yaratabilmek için görsel ve yazılı medyaya büyük bir görev düşmektedir. Zira görsel veya yazılı medya, çocuk işçiliğini işleme şekli doğrultusunda, toplumda bu meseleyle ilgili algıları direk ya da dolaylı bir şekilde etkileyebilecek güce sahiptir. özellikle medyanın çocuk işçiliğini işlerken konuyu eğitim, güvenlik, çocuk hakları ve emek çerçevesinden aktarması, çocuk işçiliği konusunda ciddi bir farkındalık yaratılmasının önünü açacaktır.

Fakat çocukların haberlerde nasıl temsil edildikleri de önemlidir; haberlerde çocuklar işlenirken kullanılan dilin pasif-edilgen bir dil olmaması, çocuk odaklı ve çocuğu özne olarak aktarabilecek kabiliyete sahip olması da hedeflenen farkındalığı olumlu yönde etkileyecektir. Ayrıca çocuklar ilgili haberlerde ajitatif dil kullanımından uzak durulmalı ve çocuklar reklam unsuru ya da reyting objesi olarak görülmemelidir. 18

32. çocuk işçiliğini çözmek için yerel yönetimlere nasıl bir görev düşüyor?
Yerel yönetimler, çocuk işçiliğinin engellenmesi ve mevsimlik gezici işçi ailelerin konaklama ve ulaşım şartlarının iyileştirilmesine yönelik izleme, denetleme ve raporlama çalışmalarının yapılabilmesi açısından kilit role sahiptirler19.

Devlet tarafından başlatılan fakat eğitim ve sağlıktan ziyade konaklama ve barınma bileşenlerine odaklanan METİP projelerine dair sahada denetim sorumluluklarının büyük bir bölümü de merkezi ve yerel yönetimlere kalmaktadır.

Yerel yönetimler, çocuk işçiliğinin engellenmesi ve mevsimlik göçer işçi ailelerin konaklama ve ulaşım şartlarının iyileştirilmesi konusunda daha geniş inisiyatif alabilirler. özellikle mevsimlik işçilerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi konusunda çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tek aktör olmaktan çıkmalıdır. Zira yereldeki sorunlar ivedi ve pratik çözümler gerektirmekte, ne var ki, gerek Bakanlık'ın bürokratik karakterinden gerekse ilgili valiliklerin ödenek yetersizliğinden ötürü bu süreç yavaşlayabilmekte ya da hizmetler hiç sunulamamaktadır. Mevsimlik göçer işçilerin konaklamaları için kurulan geçici konaklama merkezlerinin yerel yönetimler tarafından koordine edilmesi, yerel kaynakların doğru ve amacına uygun bir şekilde kullanılması açısından son derece önemlidir.

33. Hukuk sistemindeki açık, çocuk işçiliğini nasıl teşvik etmekte?
Türkiye'de konuyla ilgili çok sayıda fakat yetersiz yasaların varlığı, aracı-tarım işçisi- bahçe sahibi arasındakisistemin sürdürülmesineyol açıyor. Mevsimlik işçilerin sosyal güvenlik sistemine kayıtlı olmamaları ve bu çalışma alanını düzenleyen yasaların yokluğu, çocuk işçilerin izlenmesini imkânsız kılıyor.

Ayrıca, Türk İş Kanununa göre bir iş yerinde 50 veya daha az sayıda işçi çalıştırılıyorsa, söz konusu iş yeri işletme olarak tanımlanmamakta ve iş kanunu kapsamındaki denetim mekanizmasından muaf tutulmaktadır. Ayrıca 50 ve altında işçi çalıştırılması durumunda, iş akdi iş kanununa tabi olmayıp, işçinin işverenle yaşayabileceği sorunlar borçlar kanunu çerçevesinde çözülüyor.

Son olarak, ilköğretim yasasındaki "4+4+4" yasa değişikliği, mevsimlik tarım işçiliğinde çocuk işçiliğini artırıyor. Buna rağmen, Türk İş Kanunu'nda yer alan genç işçilerin ‘ilköğretimi bitirmiş olmaları' şartı, çelişkili bir durum ortaya çıkarıyor.


12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü

Kayda değer görülmeyen hayatlarıyla, oradan oraya savrularak yaşamalarına…

Tüm yasal haklarından mahrum kalmak kaydıyla hayatlarını sürdürmelerine izin verilmesine…

Tüm yasal hakları ve çocukluklarının kayıtsızca ellerinden alınmasına…

Kaydoldukları hiçbir okula gidemeyip ömür boyu yoksulluğa mahkum olmalarına…

Kayıtsız kalamayız!

Bugüne kadar her konuda sayın devlet büyüklerimiz sordu.

Şimdi biz soruyoruz: Bu çocukların orada ne işi var?


12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü’nde, Türkiye’de yaşayan bir milyon çocuğun kayıt dışı açıklarından faydalanarak çalıştırılmasına ‘Dur!’ demek, ‘Orada ne işi var?’ diye sorabilmek için, desteğinizi istiyoruz.

Çünkü bu iş, çocuk oyuncağı değil!

3804 kişi şimdiden imzaladı. Onlara katıl.